Londra benim çok gitmek istediğim şehirler arasında üst sıralarda yer alıyordu. Doğduğundan beri sadece yurt içi geziler yaptığımız oğlumuzla artık yurt dışına çıkma vaktimiz gelmişti. Biz de oğlum 20 aylıkken yedi günlük Londra gezimize çıktık. Kuzey çok hareketli ve yerinde durmayan bir çocuk olduğu için kaç günde ne kadar gezebiliriz çok emin olamadım. Bu sebeple gezi süresini biraz uzun tuttum.

Londra çocukla gerçekten çok rahat gezilebilecek bir şehir. Düzenli, modern, yollar dümdüz ve tertemiz. Hijyen konusunda hiçbir sıkıntı yok. Yedi günlük gezimiz boyunca yerde tek bir çöp dahi gördüğümü hatırlamıyorum. 🙂 Beş günde Londra’da her yeri rahatça gezdik diyebilirim. Bir gün Kingston bölgesi ve Richmond parkını gezdik. Bir gün de günübirlik Bibury kasabasına gidip döndük. En zor günümüz Bibury’ye gittiğimiz gün oldu çünkü Kuzey araba koltuğunda yarım saatten sonra çok sıkılıyor. Genel olarak araba yolculuğu içeren bir gün olduğundan onu oyalamak çok zordu. Şehir içinde gezerken böyle bir durum yaşamıyoruz tabi. Bibury ufak bir kasaba olduğundan cafe ve

restoran seçeneği de çok azdı.

Londra’da gezilecek yerler bayağı fazla ve şehre dağılmış durumda. Metro ağı çok gelişmiş olduğu için her yere rahatça gidilebiliyor. Merkezde konaklamak biraz pahalı olabileceğinden metro istasyonuna yakın bir otelde kalmak yeterli olur. Metronun tek eksi tarafı çok eski olması, dolayısıyla asansör yok. Bu durumda bebek arabasını taşımak bazen yorucu olabiliyor fakat biz bu konuda çok fazla destek gördük Londra’da. Ne zaman merdivenlerin başına gelsem ve eşimin arabayı kaldırmasını beklesem o

sırada birileri direkt arabayı taşımayı teklif ediyordu. Ayrıca yoğun saatlerde metroya binişler de hiç sıkıntı olmadı. Ben şimdi nasıl ineceğiz bu durakta diye düşünürken bebek arabasını gören insanlar iki kenara çekilip bir koridor oluşturuyorlardı ve ilk biz iniyorduk. Çocukla gelişmiş bir ülkede gezmenin avantajı da bu olsa gerek. 🙂

Genelde Kuzey sıkılana kadar gezeceğimiz yerlerde hep bebek arabasındaydı. Normalde çok hareketli bir çocuk ama etrafı incelemeyi de seviyor. Bu nedenle yürüdüğümüz sürece hiç sorun olmuyor. Sıkıldığında indi, kendisi yürüdü. Parklarda, müzelerde istediği gibi koştu oynadı, enerjisini attı. Bir şehirde gezerken çocuklar için çok fazla uyaran oluyor aslında, bu nedenle çocukların gezmeyi sevdiklerini düşünüyorum. Kuzey Londra’daki kırmızı otobüsleri ne zaman görse büyük ilgiyle izledi ki her yerdeler. Hatta bir seferinde elimizden tutmuş yürürken birden hızla ellerimizden kurtuldu, bir baktık orta kapısı açılmış bir otobüse doğru koşuyor, son anda yakaladık. 🙂 Tabi sonra uygun bir zamanda hevesini alması için otobüsle de bir yerlere gittik.

Biz tatilimizi hava açısından sorun yaşamamak için Ağustos ayına planlamıştık. İyi ki öyle yapmışız, inanması güç ama yedi gün boyunca bir kez bile yağmur yağmadı. Hava sıcaklığı öğlen saatlerinde iyiydi ama sabahın erken saatlerinde ve akşamüstü Kuzey hep polar bir sweatshirtle gezdi. Ağustos ayında bile böyle gezdiyse diğer aylar çocuk için biraz daha zor olabilir. Tabi ki gezilmez değil ama havası genel olarak yağmurlu olan bir şehirde bu riski almak istemedim.

Yemek açısından da hiç sıkıntı yaşamadık. Öncelikle her yerde Pret A Manger var, biz her sabah uğrayıp peynirli sandviçler ve sıkma portakal suyu alıyorduk. Bunun dışında uygun fiyatlı bir seçenek olan Flat Iron Steak restoranları da bizi kurtardı diyebilirim, birkaç kez gittik. Eti çok yumuşak ve lezzetliydi, sanırım Kuzey bizden fazla yemiştir. Londra’da her yerde Fish&Chips bulmak da çok kolay. Kuzey aslında balık sevmiyor ama beklediğimizden fazla yedi. 🙂

Londra’da çocukla yapılabilecek aktiviteler

Hyde Park başta olmak üzere tüm parklar: Hyde Park’ta kuğuları izlemek ve sincapların peşinden koşmak Kuzey için çok zevkli oldu. Diğer tüm parklar da çok keyifli, hepsinde istenildiği kadar vakit geçirilebilir.

Kırmızı otobüsler ve telefon kulübeleri: Çok küçük olmadığı sürece her çocuk bu otobüslere binmek isteyecektir J

London Eye: Sonuçta dönme dolap, çocuklar hoşlanır. 🙂 Şehri yukarıdan izlemek için keyifli bir alternatif.

Greenwich: Trenle ulaşım çok kolay. Sonrasında da geniş yemyeşil alanlar sizi karşılıyor. Kuzey burada da güvenle koşarak özgürlüğünün tadını çıkardı.

Disney Store, Hamleys, M&M’s World, Lego Store gibi mağazalar: İçlerinde çocuklara özel aktiviteler de bulunuyor. Sadece gezmesi bile çok keyifli, zaman geçirmek için birebir.

National History Museum: Çocuklar için baştan sona inanılmaz etkileyici bir müze. Bir sürü hayvan modelini yakından görme ve inceleme imkanı sunuyor. Dinozor iskeletleri de çok fazla. Özellikle hareketli T-rex model dinozor çocukların ilgisini çok çekiyor. Bunun önünde ne kadar kaldık hatırlamıyorum, Kuzey hiç ayrılmak istemedi.

Science Museum: Bilim müzesinde çocuklara ayrılmış özel bir kısım var. Burada lego oynayıp, dokunmatik ekranlarda zaman geçirebiliyorlar. Yere yansıtılmış bir bölümde balık yakalamaya çalışıyorlar, vs. Bunların dışında sergilenen eski model otomobiller, lokomotifler ve uçaklar da görsel olarak çok ilgi çekici. Üst katlar daha büyük çocuklara hitap ediyor, biz o katlarda çok vakit geçirmedik.

Oğlumla beraber çıktığımız ilk yurt dışı gezimizden unutulmayacak hatıralar biriktirerek döndük.

Yazı Sahibi: Bahar Çelenlioğlu

Instagram: baharcelenlioglu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s