Kapadokya: Güzel Atlar Ülkesi. Pers dilinde  “Kapa Tuka”dan türediği biliniyor. Anlamı da “Güzel Atlar Ülkesi” demekmiş. Günümüzden 30 milyon yıl önce Erciyes ve Hasan Dağı’nın lavları püskürtmesi sonucu bu güzellikler oluşmuş.İnsan yerleşimi Paleolitik Çağ’a kadar uzanıyor. Çok eski yerleşim yerlerinden biri. Kayseri’den dönerken en azından bir gece de olsa kalıp bu peri masalını yaşamak istedik eşimle. Defne’nin de yeni keşifler yapmasını istedik. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Defne iki buçuk yaşında. Biz de yeni bir yer keşfederken minicik sokağını bile atlamadan gezmek isteyen bir çiftiz. Maalesef bu Kapadokya’da mümkün olmadı. Hem zaman kısıtlı olduğundan hem de mağaralar, yer altı şehirleri vs. bu yaşta bir çocukla gezmeye çok müsait değil. Hayal kırıklığına uğradınız mı derseniz hayır 🙂 Çünkü Kapadokya o kadar büyülü bir yer ki keşfettiklerimiz bizi çok etkiledi, hiç pişman olmadık.

PicsArt_01-30-12.38.10.jpg

Ocak ayını gezmek için tercih etmemizin sebebi, Kayseri’den aile ziyaretinden bu ayda dönmemizdi. Ama en çok da karlar altında Kapadokya’yı keşfetmek içindi. Havalar ısınmaya başladığı için de maalesef karlar altında göremedik bu büyülü şehri. Ocak ayı olmasına rağmen çok fazla turist vardı. Tabi ki Koreli,Çinli ve Japon turistler 🙂 Benim tavsiyem yaz ayları yerine kış ya da bahar aylarında gitmeniz. Çünkü bölge yaz aylarında çok kalabalık oluyor ve bu büyülü atmosferini kalabalıkta çok fazla hissedemeyebilirsiniz. Kesinlikle bir rehber eşliğinde gezilmeli. Yoksa çok anlamlı olabileceğini düşünmüyorum. Tabi ki gezilen yerler çok etkileyici ama tarihçesini bilince daha bir anlam kazanıyor. Biz rehber tutmadık. Biraz internetten araştırınca “Piri” adlı bir program bulduk. Sadece Kapadokya’yı değil birçok yeri alanında uzman kişiler tarafından gezerken dinliyorsunuz. Bir de rota belirlemişler o rotaya uygun gidebilirsiniz. Gayet faydalı oldu bize. Defne huzursuzken durdurup sonra kaldığımız yerden yeniden de devam edebildik. Programı ücretsiz indiriyorsun, içinden tur satın alıyorsun. 20 TL gibi bir rakamdı galiba.

IMG_20190128_144337_608

Nerede kalınır derseniz cave yani mağara oteller var. Hem otantik ve etkileyici hem de kış ayında gittiğimiz için içi oldukça sıcak. Yazları serin kışları sıcak oluyormuş bu mağaralar. Mağara otelde kalınca; kimlerin senden kaç bin yıl önce orada yaşadığını, duvarlarda kimlerin dokunuşları,heyecanları, hüzünleri olduğunu düşündükçe insan manen de etkileniyor. Biz Göreme bölgesinde merkezde Shoestring Cave Otel’i tercih ettik. Çok mükemmel olduğunu söyleyemem ama bir gece için gayet ideal ve yeterliydi. Oda kahvaltıydı. Yetişkinler için kahvaltısı iyiydi. Ama Defne için sıkma portakal suyu bulamadık mesela.

IMG_20190130_104155_055

Piri programına göre rotamız şöyleydi: Göreme Açık Hava Müzesi, Üç Güzeller Peri Bacaları, Ürgüp Meydan, Sinesos, Devrent Vadisi, Paşabağ Vadisi, Avanos, Manzara Tepesi, Uçhisar Kalesi, Güvercinlik Vadisi. Yer altı şehirleri falan da var programda ama biz gitmedik. Bu gezdiğimiz rotalarda o kadar büyülendik ki… Göreme Açık Hava Müzesi’nin giriş ücreti 45 TL. Açık hava müzesi olması Defne olduğu için bize kolaylık ve rahatlık sağladı. Mağaraları da birimiz Defne’nin yanında kalarak tek tek gezdik. Uçhisar Kalesi’nin tepesine çıkamadık Defne öğle uykusundaydı. Ama uzaktan görüntüsü de çok güzeldi. Bu bahsettiğim tarihi yerler birbirine uzak. Yürüyerek gezilecek yerler değil. Ya aracınız olmalı ya da turlara katılmalısınız. Koreli turistlerin en çok araç kiralayarak kendileri gezdiğini gördüm bu da bir seçenek. Aklınızda bulunsun.

PicsArt_01-30-12.40.50

Avanos, tam bir seramik merkezi. Eski evleri gezdikten sonra Defne’ye çömlek yaptırmak istedik. Avanos eski evleri girişinden biraz yürüyünce Chez Ali Dede Seramik Atölyesi’ni keşfettik. Chez Fransızca “yeri” demekmiş. Eskiden çok fazla Fransız turist gelirmiş. Ali Dede kırk beş yıldır bu işi yapıyormuş. İçeri girince, sağda yanan soba, üstünde sıcak çay, solda masa başında Ali Dede seramiği boyuyor, etraf tamamen onun yaptığı rengarenk seramiklerle kaplı… O kadar etkileyiciydi ki. Defne küçük olduğu için bizim kucağımızda yaptı çömleği. İlk başta tedirgin oldu, sonra alıştı ve çok sevdi. Söylememe gerek var mı bilmem ama üstü tamamen çamur oldu 🙂 O yüzden yedek kıyafet mutlaka yanınızda bulundurun. Bir yandan çömlek yaparken bir yandan keyifle sohbet ettik Ali Dede’yle. Hem hatıra hem de kullanışlı mutfak gereçleri aldık. Hepsi kendi emeği. İnsanın eserin sanatçısıyla tanışması müthiş keyifli. Daha bir anlam kazanıyor şimdi evimdeki güveç, seramik bardaklar. Yaklaşık bir saatimizi aldı Ali Dede’nin Yeri. Sonra Kızılırmak üstünde, köprüde yürüyüş yaptık. Gondollar vardı, muhtemelen yazın geziliyor. Çünkü kimse yoktu. Köprüye de asma kilitler asmışlardı aşıklar, aşkları sonsuz olsun diye. Venedik’i hatırlattı bana bu haliyle Kızılırmak. Daha sonra Avanos Meydanı’nda yemek yedik tabi ki testi kebabı 🙂 Baya lezzetliydi. Birçok yer var meydanda istediğinizi seçebilirsiniz. Akşam 19.30 gibi otele döndük. Çok yoğun bir programdı yorulmuştuk ailece. Hava da soğumaya başlamıştı. O yüzden kafede falan oturmadık, dinlenmek istedik.

IMG_20190128_175643_462

Otel danışmanına balon fiyatlarını sorduğumuzda kişi başı 650 tl dedi. Yükseklik korkum olduğu için pek sıcak bakmıyordum. 6 yaşından küçük çocukları da bindirmediklerini söyleyince tamamen vazgeçtim. Bir de Ihlara Vadisi’ne bilinçli olarak gitmedik. Otel danışmanı çocuk için çok uygun bir yer olmadığını söyledi. Sabah 7.15 ‘te otelin üst bölümündeki terasa çıktık. Nihayet o büyüleyici an gelmişti. Balonları şişirmeleri bile çok etkileyici bir görüntüydü. Onların yarı aydınlık gökyüzünde süzülmelerini izlemek paha biçilemez. Defne resmen büyülendi. Dakikalarca gözünü ayırmadan balonları seyretti. Onun için de müthiş bir keşifti. Sanırım hiçbir fotoğraf makinesi de orda bulunduğunuzdaki büyülü gökyüzünü size gösteremez ya da hissettiremez. İmkanınız varsa mutlaka bizim gibi bir gece de olsa görmenizi öneririm. Otelin kahvaltı salonu da terasta olduğu için, kahvaltı yaparken de gözlerimizi balonlardan alamadık. Kahvaltıdan sonra tekrar gelmeyi hayal ederek Güzel Atlar Ülkesi’nden ayrıldık. Çok keyifli bir geziydi. Umarım siz de bir gün Kapadokya’yı keşfedersiniz.

Yazı Sahibi: Tuğba Ağırman

Instagram: tugba_agirman

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s