Eren doğduktan sonra amacım yaşı kaç olursa olsun onunla hep farklı coğrafyaları keşfetmekti. Bu yüzden kendisi 4 aylıkken ailemle beraber Kırım yollarına düştük. Bu arada bu onun ilk yurt dışı seferi değildi, ilk defa 2 aylıkken Bulgaristan’a gitmişti.

IMG_0008.JPG

6 EYLÜL 2012 / PERŞEMBE: Uçağımız Perşembe günü, erken saatte Atatürk Hava Limanı’ndan kalkıyordu. Ukrayna Hava Yolları ile uçtuk. Yolculuğumuz 1,5 saat sürdü. Simferopol’a varmamız ile Kırım seyahatimiz başlamış oldu. Simferopol neresi midir? Burası Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin başkentidir. Şehir, Salgır Nehri kıyısında kurulmuştur. Bir zamanlar Osmanlı himayesinde olan çok eski bir şehirdir.

Havaalanına indiğimizde şehir merkezine gitmek için otobüse bindik. Kırım tatili boyunca bu vasıtayı epey kullandık. Konaklama olarak pansiyon ve otel seçenekleri arasında ilk iki gün için pansiyonu ve son gece için de Hotel Sportivnaya’yı tercih ettik. Pansiyonda yemek olmadığı için bu konuyu dışarıdan alış-veriş yapıp, yemeğimizi kendimiz hazırlayarak hallettik. Konaklama ve yeme-içme işlerimizi hallettikten sonra sıra Simferopol’ü keşfe geldi. Yemek konusunda bebekle seyahat etmenin en kolay yolu, onun için yemek arama zahmetine hiç girilmemesi diye düşünüyorum, çünkü Ereniko’nun yemeği her daim yanında hazırdı. 🙂

IMG_0010

Geldiğimiz mevsim olarak oldukça şanslıydık. Güneşli ve hafif ılık bir havada, Eren bebek arabasında etrafına bakınırken, bizler Salgır Nehri kıyısında gezinmeye başlamıştık bile. Şehir bir yanı ile ülkemizin küçük şehirlerini anımsatırken, diğer yanı ile Bulgaristan’a benziyordu ama aynı zamanda üzerinde Çarlık Rusyası’nın da izlerini taşıyordu.

Günü sonlandırmak için Lenin Meydanı’na geldik. Burası şehrin en büyük ve en merkezi noktası. Halk her hangi bir şey için hep burada toplanıyor.

Simferopol, Kırım geziniz için başlangıç noktası olarak kabul edilebilecek bir yer. Bence bu şehre yarım gün ayırmanız yeterli. Çocukla gezmek için ideal. Geniş caddeli, ferah ve parkları olan bir yer.

IMG_0002.JPG

7 EYLÜL 2012 / CUMA:

Bu sabah 6:00 gibi kalktık. Kahvaltı sonrası dünyaca ünlü Yalta liman şehrine doğru yola çıktık. Kırım’a gelmeden önce uzun uzun plan yapmamıştık, çünkü gezilecek yerler aşağı yukarı belliydi. Bir de yanımızda 4 aylık bir bebek de olunca yapılacak bir planın ne kadar gerçekçi olacağı konusunda pek emin olamadık.

Kırım’da yapmış olduğumuz yolculuklarda ulaşım konusunda hiç sıkıntı çekmedik. Simferopol’dan Yalta’ya kadar otobüs yolculuğumuz yaklaşık 2 saat sürdü. Eren, bu süre zarfında kucağımızda uyudu, yani anlayacağınız onun için yolculuk çok rahat geçiyordu. 🙂

Bugünkü yolculuğumuzun büyük kısmı üzüm bağlarının arasında geçti. Yolun bir tarafında üzüm bağları diğer tarafında da Karadeniz vardı. Buraya gelmeden Nermin Bezmen’in Shura adlı kitabını okudum. Yalta’yı gezerken, kitabı yaşıyor gibiydim. Yalta’dan önce Aluşta’dan geçtik. Burası bizim Ege kıyılarına benziyordu. Her sapakta bir tatil beldesi vardı. Liman şehrine geldiğimizde otobüsten indik ve ünlü Yalta Konferansı’nın yapıldığı Livadia Sarayı’na gitmek için bir taksiye bindik. Saray’ın bize yakın olduğu söylenmişti ama yol git git bitmiyordu. Simferopol’dan sonra buralar oldukça canlı, güzel ve hareketli geldi.

IMG_0001

Livadia Sarayı’nı gezerken Eren arabasında uyudu. Böylelikle hem o dinlendi, hem de biz saray ile ilgili katıldığımız turu tamamlayabildik.

Bu saray, Çar II. Nikolay için 1911’de yazlık saray olarak yaptırılmış ve 2 kattan oluşuyor. Alt katta Yalta Konferansı’nın gerçekleştirildiği odalar, imzaların atıldığı devasa bir masa ve belgeler yer alıyor. Üst katta ise Rus İmparatorluğu’na ait kıymetli eşyalar, resimler ve belgeler bulunuyor. Tarihin canlı bir kanıtı olduğu için yolunuz Yalta’ya düşerse bu sarayın muhakkak ziyaret edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Yalta Konferansı, II. Dünya Savaşı sırasında 4 Şubat 1945 – 11 Şubat 1945 tarihleri arasında bu sarayda düzenlenmiş. Konferansa, Churchill (Birleşik Krallık Başbakanı), Roosevelt (Amerika Birleşik Devletleri Devlet Başkanı) ve Stalin (Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri ve SSCB Halk Komiserleri Kurulu Başkanı) katılmışlar. Konferansın ana konusu; II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’nın yeni düzeni ve Avrupa topraklarının yeniden şekillendirilmesiymiş.

Saray gezisi sonrası bahçesinde biraz dolaştık ve grubumuzun küçük üyesi için D Vitamini takviyesi yaptık. 🙂 Saray çıkışında etrafta tahmin edebileceğiniz gibi bir sürü hediyelik eşya dükkanı vardı. Buradan kendiniz ve çevreniz için birçok hediyelik eşya alabilirsiniz.

IMG_0009

Buradan sonra sırada bir diğer meşhur yer vardı: Kırlangıç Yuvası (Lastochkino Gnezdo). Burası Yalta’nın sembolü diyebilirim. Görünümü Karadeniz üzerinde her an kanatlarını çırpacak uçacak olan bir kırlangıca benziyordu. Kırlangıç Yuvası özel bir konut olarak 1912 yılında inşa edilmiş. Bu yuvaya ulaşmak maalesef pek de kolay değil. Ana meydandan buraya kadar 300’e yakın merdiveni çıkmanız gerekiyor. Bebek arabası ile taşımak pek uygun olmadığı için Eren’i kanguru askısı diye tabir edilen bebek taşıma örtüsü ile taşıdık. Merdivenler çok olsa da gidilen yol, görülen manzaraya kesinlikle değiyor. Merdivenler sonrası bizi Karadeniz’in azgın ve uçsuz, bucaksız suları ile Şato’nun ihtişamı karşıladı. Turistik gezilerimizi tamamladıktan sonra Yalta şehrini görmek ve yemek yemek için kordon boyunun yolunu tuttuk. Burası inanılmaz kalabalıktı. Meğer turistler buradaymış. 🙂

Kordon boyunda biraz dolaştıktan sonra deniz kenarında bir yere oturduk ve kahve içtik. Burası bana İzmir’i hatırlattı. Gezimizin sonunda yorgun ama memnun olarak, otobüs ile tekrar Simferopol’a döndük. Odalarımıza gitmeden merkezde bir yerde sıcacık çorbalarımızı yudumladık ve tatilimiz üzerine sohbet ettik. Burada hava gündüz oldukça sıcak ama gece de bir o kadar soğuk, dikkat etmek gerekiyor.

IMG_0005

8 EYLÜL 2012 / CUMARTESİ:

Bu sabah yine erkenden kalktık. Bugünün programındaki ilk durağımız Bahçesaray’dı. Buraya minibüs tipinde bir araba ile geldik. Burası Kırım Hanlığı’nın başkenti. Biz burada Kırım Hanlığı’nın sarayı olan Hansaray’ı ziyaret ettik. Saray dörtgen bir şekilde kurulmuş ve içinde cami, darphane, kiler ve hamam mevcut. Bahçesi oldukça kalabalıktı. Ziyaretçiler arasında dikkatimizi en çok çeken, buraya imam nikahı kıydırmaya gelen gelin ve damatlardı. Caminin hocası Türkiye’de öğrenim görmüştü. Kısa süre içinde birçok gelin ve damat gördük.

IMG_0013.JPG

Saray inşasından sonra birçok kez tahribata maruz kalmıştı. Bu yüzden görüntüsünde orijinal halinin yansımasından çok Osmanlı, Rus ve Tatar motiflerini barındırıyordu. Sarayın duvarları 2 katlı evlerden oluşuyordu. Ortasında devasa bir yeşil avlu yer alıyordu. Anlatılanlara bakılırsa bu evler aynı zamanda değil zaman içerisinde ayrı ayrı inşa edilmişti. Saray çevresinde birçok Tatar restoranı bulunuyordu. Gezimizden sonra bunların birinde yemek yedik. Ağız tadı bize pek uzak sayılmazdı. Yemekten sonra Türk kahvesi keyfi yapmayı da ihmal etmedik. Bahçesaray, Kırım içinde Türkiye’ye en çok benzeyen yerdi.

IMG_0004

Hansaray gezisinden sonra Kırım’da görmeyi istediğimiz son şehir olan Sivastopol’a gittik ve final gerçekten çok güzel oldu. Sivastopol’a otobüs ile gittik. Burası da bir diğer liman kenti. Sivastopol, stratejik konumundan dolayı Ukrayna ve Rusya Deniz Kuvvetleri’nin ortak kullandığı bir şehir. Burada Panorama Müzesi’ni ziyaret ettik. Müzede 1853-1856 yılları arasında yaşanan Kırım Savaşı canlandırıyorlar. Bu müzenin benzeri Plevne (Bulgaristan) ve Ankara’da bulunuyor. Resimler ve gerçek araç-gereçlerle savaşı canlandırmışlar. Müzede rehberi en dikkatli dinleyen Ereniko’ydu. 🙂 Müze sonrası deniz kenarına inip, yemek yedik ve müzik çalan gençleri dinledik. Bu arada kömürde cezve içinde pişen kahveden de yudumladık. Gece evimize SSCB zamanından kalma bir trenle gittik. Yolculuğumuz boyunca her türlü vasıtayı kullandığımızı başta söylemiştim. 🙂

IMG_0007.JPG

9 EYLÜL 2012 / PAZAR:

Bugün Kırım’da son günümüz. Kısacık zamana çok şey sığdırmayı başardık. Bence buralara gelince bir araba yolculuğu da yapılarak, bizim göremediğimiz birçok yeri de keşfedebilirsiniz.

Kırım ile ilgili kısa kısa…

Biz şehirler arası yolculuklarda otobüsleri ve trenleri tercih ettik. Yollar araba için de oldukça elverişli ama araba kiralamasanız bile diğer ulaşım araçları ile rahatlıkla seyahat edebileceğinizi unutmayın. Biz 4 aylık bir bebekle çok konforlu bir şekilde bu yolculukları gerçekleştirdik.

Kırım’a şu anda Rusya vizesi ile seyahat etmek mümkün. Gitmeden Türkiye’den vizeyi temin edebilirsiniz. Sadece vize süreci biraz meşakkatli, bunu dikkate alın lütfen. Bireysel başvurularda vize ücreti 70 USD tutuyor. Vize tek girişli ve max 25 gün için veriliyor. Vize evrakları arasında talep edilen en meşakkatli evrak; ıslak imzalı, onaylı konaklama belgesi. Bunun için Türkiye’de bulunan aracı firmalar ile anlaşmanız gerekiyor. Bu evrağın bedeli de 20 USD civarı. Anlayacağınız toplam vize maliyetiniz minimum 90 USD tutuyor. Burada kullanılan para birimi Ruble.

Yazı Sahibi: Mehrin Dalan Bildir

Instagram: geztatanlat

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s